+90 212 438 33 18 (PBX)

Tabaktaki Miras: Helalin Mirası

Tabaktaki Miras: Helalin Mirası

Türkiye’de Eylül ayı, iyi veya kötü bir çok olayların yaşandığı bir aydır. Miras, geçmişe dair bir anlatıdan çok daha fazlasıdır; toplulukların koruyup gelecek nesillere aktardığı inançlar, uygulamalar ve ilkeler bütünüdür. Kimliği şekillendirir, aidiyet duygusunu besler ve bir halkı birbirine bağlayan sosyal bağları güçlendirir.

Uluslar; diller, giyim tarzları, mimari, edebiyat, yemek kültürü ve dini uygulamalar aracılığıyla miraslarının çeşitli yönlerine değer verirler. Yemek, nesilden nesile aktarılan bir yaşam biçimi olarak somut olmayan kültürel mirasın bir parçası sayılır. Geleneksel tarifler, pişirme teknikleri ve sofra adabı, farklı toplulukların değerlerini ve inançlarını yansıtır; bunların hepsi kültürel mirasın hayati parçalarıdır.

Ülkemizin zengin kültürel mozaiği, mutfak geleneklerine de yansımıştır. Ailece yapılan barbekünün (braai) kendine has kokusundan köz üzerinde ağır ağır pişen çiğ köfte,sulu köfte, piyaz, dolma, sarma, alinazik, mücver, tirit, arap tava, tırşık, beyrani, ezogelin çorbası, beşamel patlıcan muşakka, bamya sütlü muhallebi gibi eşsiz lezzetlere kadar yemekler, ortak milli kimliğimizin ayrılmaz bir parçasını oluştururlar. Düğünler, dini kutlamalar, aile buluşmaları ve ulusal anma törenleri her zaman yemek sofrası etrafında şekillenir; bu da bize yemeğin engelleri aşma ve insanları bir araya getirme konusunda eşsiz bir güce sahip olduğunu gösterir.

Sofra, sadece yemek yediğimiz bir yer olmaktan öteye geçer; anıların hatırlandığı, ilişkilerin güçlendirildiği ve mirasın korunduğu bir mekâna dönüşür. Müslümanlar için miras kavramı, “Helal” boyutuyla ek bir anlam taşır. Bu, yalnızca bir dizi beslenme kuralı değil, on dört asır süredir İslami geleneğin bir parçasını oluşturan, İlahi kaynaklı bir yaşam biçimidir.

Temelleri Kur’an ve Sünnet’e dayanan Helal kavramı, İlahi rehberliğe itaati temsil eder ve on dört asırdır korunan İslami yaşam tarzının bir parçasını oluşturur.

Müslüman ebeveynler, nesiller boyunca çocuklarına sadece “Ne yiyoruz?” diye sormayı değil, aynı zamanda “Bu Helal mi?” diye sormayı da öğretmişlerdir. Bu basit sorunun ardında olağanüstü bir inanç mirası yatar. Bu soru; tükettiklerimizin önemli olduğu; yiyeceğin kaynağının, üretiminin, hazırlanışının ve ticaretinin yapılış biçiminin önem taşıdığı bilincini yansıtır. ve nihayetinde, yemek yemek kadar sıradan bir eylemin bile Yaratıcı’ya itaatin bir ifadesi haline gelebileceğini gösterir.

Helal kavramı; saflık, etik değerler, sorumluluk ve yaşamın kutsallığına duyulan saygı ilkelerini bünyesinde barındırır.

Güvenli gıda üretimi ve yüksek kalite standartlarıyla hızla eşanlamlı hale gelmesi nedeniyle, Müslüman olmayan pek çok tüketici de Helal yaklaşımını benimsemekte ve takdir etmektedir. Helal sertifikasyonunun zorunlu kıldığı sıkı hijyen standartları sayesinde, Helal gıdalarda gıda patojeni bulaşma riskinin daha düşük olduğu; ayrıca gıda zehirlenmesi ve diğer gıda kaynaklı hastalık vakalarının da çok az görüldüğü tespit edilmiştir.

Pek çok kişi Helal kavramını yalnızca gıda ile ilişkilendirse de, bu kavramın özü bir tabaktaki malzemelerin çok ötesine uzanır. Helal; ticarette dürüstlük, üretimde doğruluk, hazırlık aşamasında temizlik ve tüketimde şefkat gibi değerleri kapsar.

Bunlar gelip geçici akımlar veya modern pazarlama kavramları değildir; günümüzde yaşayan Müslümanları, kendilerinden önceki inanan nesillerle birbirine bağlayan İslami mirasın bir parçasını oluştururlar.

Hızla değişen bir dünyada, mirası korumak hem bir ayrıcalık hem de bir sorumluluktur. Topluluklar, içinde yaşadıkları daha geniş toplumun bir parçası olarak tam anlamıyla varlık gösterirken, doğal olarak kendilerini tanımlayan gelenek ve ilkeleri de sürdürme gayreti içindedirler.

İçeriğinin bir ülkeden gelip bir başkasında işlendiği ve karmaşık tedarik zincirleri aracılığıyla tüketiciye ulaştığı, giderek karmaşıklaşan bir gıda ortamında; Helal olma vasfının korunması bilgi, dikkat ve hesap verebilirlik gerektirir.

İşte güvenilir Helal sertifikasyonu, bu noktada önemli bir sorumluluğu yerine getirmektedir.

Helal sertifikasyonumuz, tükettikleri ürünlerin dini yükümlülüklerine uygun olduğu konusunda Müslüman tüketicilere güven vererek ve inançlarından ödün vermeden ülkemiinzengin mutfak kültürüne dahil olmalarını sağlayarak bu çabada önemli bir rol oynamaktadır.

Müslümanlar için Helal, o mirasın temel bir parçasını; yani bir nesilden diğerine aktarılan inanç, etik değerler ve bağlılık mirasını oluşturur.

Dolayısıyla sertifikasyon, sadece bir ürünün üzerine logo yerleştirmekten ibaret değildir; aynı zamanda bir kutsal emanetin korunmasına katkıda bulunmak anlamına gelir.

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER