This gallery contains 1 photo.
Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Sadece, depremler değil, Kura’n-ı Kerimde çeşitli zamanlarda, çeşitli kavimlere gönderildiği farklı musibetler açıklanmış,
“Onlara, kendilerinden evvelkilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin, İbrâhîm kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı? Peygamberleri, onlara apaçık mûcizeler getirmişti. Allâh onlara zulmedecek değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler.” (et-Tevbe, 70)
“Andolsun sizi biraz korku, biraz açlık biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.” (Bakara, 2/155)
Bir olayın hem maddi bilinen bir sebebi, hem de gaybi bir sebebi vardır.
Allahu Teâlâ şöyle buyurdu: “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.” (Şûra, 30) Bu musibetlerin maddi sebeplerinin olduğu hepimizce malumdur, ama aynı zamanda Allah bunların bizim günahlarımız sebebiyle vuku bulduğunu da bildirir. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Seğiren bir göz yahut damar yoktur ki bir günah sebebiyle olmasın. Allah’ın affettikleri ise daha çoktur.” Tarih, Küfür, isyan, zulüm ve haksızlık, ilâhî intikâmın dehşetli örnekleri ile doludur. Allâh’a ve peygamberlerin gösterdiği yola muhâlefet ve isyân edenlerin, er-geç ilâhî kudretin acı azâbı ve çetin tecellîleri ile karşılaşmaları, kaçınılmaz ve değişmez bir ilâhî kânundur.
Continue reading