GİMDES Yayınları

Yeni Dünya Düzeni ve Helal Gıda

Dergi Abonelik

SORULAR SİTESİ

Tescilli Logolarımız

GİMDES.org eBülteni

* = doldurulması zorunludur

tarafından desteklenmektedir MailChimp!

BİZE MODERNİTE DEĞİL İSLAM GEREK

Melike KILIÇ

Yer MEKKE, mekân ise gencecik bir delikanlının evi.

DAR’ÜL ERKAM; islama yeni girmiş bir avuç insanın toplanma buluşma yeri. Sadece bu kadar mı? ‘HAYIR’ elbette. Aslında bu ev bir eğitim yuvası. İslamı öğrenme İslam boyası ile boyanma, İslam mayası ile yoğrulma, eğitilme ve dahi eğitim verecek kıvama gelme yeriydi. Müslümanların çoğalması ve onlara karşı yürütülen kinci politikalar Müslümanları İslamı yaşamak ve yaşattırmaktan alıkoyunca hicret gerçekleşti.

Bu kez yer MEDİNE, mekân ise Peygamber mescidinde bir ilim yuvası.

Bu kez karşımızda o günün şartlarındaki ihtiyaçları karşılayacak şekilde o günün yani hicret günlerinin ilk işlerinden olan eğitim yuvası SUFFA ve gecelerini KUR’AN, İBADET, İLİM ile geçiren SUFFA ASHABI var. Peygamberin dizi dibinde yetişmiş gül nebinin talebesi olmuş 1400 sene sonra bile adına rahmet okutturan bir ashâb var.

SUFFA, kabilelere kur’an öğreticisi gerek olduğunda burada yetişmiş kişilerin gönderildiği bir ilim yuvasıydı. Savaş zamanlarında bile buradaki talebeler ilim tepesini bırakmazdı.

Biraz daha yakın tarihlere gelecek olursak OSMANLI’da ecdadın küffara diz çöktürdüğü devirde yine İSLAM temelli eğitim sistemini görüyoruz. Medreseler, Enderunlar hep bu eğitim sisteminin bir parçasıydı. O dönemde bir medrese hocası çok yönlü ilimlere vakıf olduğu gibi o hocanın yetiştirdiği talebe de pozitif bilim ve dini ilimleri öğrenerek icazetine (diploma) kavuşurdu.

Peki ya şimdi ne var? Sürekli yakındığımız neresinden tutsak elimizde kalan, batının eğitim sistemine bütünleşmiş, temelinden yanlış bir eğitim sistemi var. Anayasamızdan, gıda kodeksimize ve dahi eğitim sistemimize kadar her yanımız batı kokar olmuş. Günümüz eğitim sistemi yüzünden zihninin en açık en temiz olduğu dönemlerde hem kızlar hem de erkeklerin zihin dünyaları darmadağınık oluyor. Bu dağılmış zihinlerden, yorgun düşmüş gönüllerden, heyecanı tükenmiş gençlikten fayda da sağlanamayacağı ortadadır.

Bu düzen böyle gidemez gitmiyor da. Vaziyet ne olursa olsun mevcut düzeni kabullenmeyip alternatiflerini üretmek için çalışmalıyız. Elimizden bir şey gelmez dememeli en azından bir çözüm bulanları, proje üretenleri desteklemeliyiz.

İşte size çözüm ümmetin derdi ile dertlenmiş 83 yaşındaki bir dava adamından geldi.

Çözüm şu ki; ‘’DAR’ÜL HALAL MEDRESESİ’’ adında dertlere derman yeniden islama hep islama düsturunu esas almış günümüz üniversitelerinden çok daha fazlasını vadeden bir medresenin kurulmasıdır. Öyle bir medrese düşünün ki İstanbul’un Avrupa yakasında Avrupa’ya Avrupa’da meydan okuyacak bir konumda, kız ve erkeklere ayrı sınıfların tesis edildiği, alanında uzman hocalardan pozitif bilim ve İslami ilimlerin birlikte okutulduğu, çağımızın geldiği teknolojide İslam fıkhını esas kaynak alacak bir medrese düşünün. Aldığının helal mi haram mı? olduğuna hiç dikkat edinilmeyen günleri yaşıyoruz.

Helal ve haram çizgisinin kaybedildiği günlerde helal haram ve dahi şüpheli ayırımını yaparak dinini ve neslini koruma müjdesine eren talebelerin yetiştirildiği bir medrese düşünün. Ve yine düşünün ki kitapların teori bilgisinin çok ötesinde pratikte bilimsel olarak Müslümanların helal arayışına cevap verebilecek bir medrese düşünün.

‘’DAR’ÜL HALAL MEDRESESİ’; Sadece maddeyi öğreten sistemin karşısında madde içinde manayı keşfederek yetiştirilen İslam neslinin eğitim yuvasıdır. İşte böyle bir neslin oluşmasını sadece istemek yetmez. Unutmayın ki SUFFA ASHABI Müslümanların taşıdığı tuğlalarla inşa edilen bir yerde yetişti. Mademki yeni tuğlalara ihtiyaç var, o halde bunun için çalışmak ve bu projeye destek olmak tüm dertli Müslümanların üzerine vazifedir. Yazımı bu davaya gönül vermiş olan Hüseyin Kami Büyüközer’in şu sözleri ile bitiriyorum;

Yeni Milenyum, Biiznillah Materyalizmin ve Emperyalizmin sonu, İslam’ın Zafer Milenyumu Olacaktır!

VESSELAM

Yoruma kapalı.