Uluslararası Konferans

Helal ve Tayyib ExpoFest

SORULAR SİTESİ

YAYIN SİTESİ

Dergi Sponsorları

          

GİMDES.org eBülteni

* = doldurulması zorunludur

tarafından desteklenmektedir MailChimp!

HİCRİ YENİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN….

HİCRİ YENİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN….

10/09/2018

“Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. (…)” (Bakara, 217.)

Bugün (11 Eylül – Muharrem 1 ), hicrî 1440 yılına giriyoruz. Hicrî yeni yılınızı tebrik ediyoruz.

Hicrî tarih, Hz. Muhammed (sas)’in Mekke’den Medine’ye hicretiyle başlar. Ancak takvim başlangıcı olarak bu tarih, Hz. Ömer devrinde kabul olunmuştur. Ondan önce Arapların belli bir takvimi yoktu. Bazı önemli hadiseleri (Hz. İbrahim’in ateşe atılışı, Fil vakası vb.) tarihe başlangıç olarak gösteriyorlardı.

Hicretten on altı yıl sonra (638), dönemin halifesi Hz. Ömer’in emriyle Medine’de bir meclis toplanarak, tarih meselesine bir çözüm bulunması istendi. Hz. Ali’nin teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile, Hz. Muhammed (sas)’in hicreti, İslâm tarihine başlangıcı ve Muharremin de bu yılın ilk ayı olması kararlaştırıldı.

Bu nedenlerle Hicret, İslam tarihine başlangıç teşkil etmişti. Hicrî-Kamerî yıl, on iki aydır. İlk ayı olan Muharrem ile birlikte Receb, Zilkade ve Zilhicceye Araplar “eşhur’i hurum” adı verir ve bu aylarda savaştan ve her türlü şiddetten uzak dururlardı.

“Aşura günü” denilen Muharrem ayının onuncu gününde, tarihte pek çok önemli olayın meydana geldiği rivayet edilmektedir. Bunlar arasında şu olayları saymak mümkündür:

Nuh (a.s)’un gemisinin tufandan kurtulup Cudi dağının tepesine oturması bu güne rastlar. Bunun yanında, Hz. Adem’in tevbesi, Hz. İbrahim’in ateşten kurtulması, Hz. Yakub’un oğlu Hz. Yusuf’a kavuşması bu güne rastlar.

Muharrem ayının on altıncı günü ise, Kudüs’ün kıble tayin edildiği ve on yedinci gününün de Fil ashabının geldiği gün olduğu, nakledilenler arasındadır. Muharrem ayının Osmanlılar devrinde de ayrı bir yeri vardı. Bu ay dolayısıyla şairlerin yazdığı ve “Muharremiye” adı verilen manzum şiirlerin sayısı oldukça kabarıktır. Ayrıca yeni sene başı olması hasebiyle bu ayda, devlet erkanı, padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve padişahın “Muharremiye” denilen hediyelerini alırlardı.

Hz. Peygamber sadece aşure gününde değil bir önceki ve bir sonraki günlerde de oruç tutulmasını öğütlemiştir. (Buhari, “Savm”, 69.) İslam âlimleri de, bugünü oruçlu geçiren Yahudilere benzememek için, aşure orucunun önceki veya sonraki günle birlikte tutulmasının uygun olacağını bildirmiştir.


Bu mübarek ay vesilesiyle kutsal zaman ve mekânlara saygımızı tazelemeliyiz. Muharrem ayı ve aşure gününde meydana gelen hayırlı hadiseler hatırına Yüce Rabbimize kulluk ve şükrümüzü arttırmalıyız. Kerbela’da meydana gelen zulmü de hatırdan çıkarmamalıyız ki bir daha hiç kimse böyle bir zulüm yapmaya cesaret edemesin.

Özellikle dünya Müslümanlarının semasında kara kara bulutların yığıldığı, zalimlerin mazlum toplumlarımızın üzerine acımasızca çullandığı, çocuk demeden, kadın demeden, yaşlı demeden tonlarca bombayı üzerlerine boşalttığı, bu karanlık günlerin ufkumuzdan biran evvel uzaklaştırılması için Rabbimize dualar edelim. Gücümüz yettiğince maddî ve manevî yardım elimizi uzatalım. Nice güzelliklerin ve kurtuluşların, tatlı ve mutlu günlerin başlangıcı olan Aşure gününü aslına ve ruhuna uygun olarak değerlendirmeyi, ahlakımızı güzelleştirmeyi, sevgi ve dostluk bağlarımızı geliştirmeyi, ömrümüz boyunca Yüce Rabbımız’ın emirlerine ve Peygamber Efendimiz’in sünnetine sıkı sıkıya bağlanmayı birbirimize hatırlatalım, temenni ve tavsiye edelim.

Her şeyden önemlisi, Hicri Yılbaşına medar olan KUTSAL HİCRET HAREKET’nin şuuruna varmayı hedefleyelim. İç ve dış emperyal güçlerin kültür bombardımanı ile dayatılan sağlıksız ve maneviyatsız yaşam tarzının oluşturduğu kirlerden temizlenmek için ne pahasına olursa olsun Helal ve Tayyib yaşam tarzına doğru HİCRET ETMEYİ göze alalım.

Zalimlerin ve zulmün içimizi kin ve nefretle doldurmasına ve kirletmesine de izin vermeyelim. Zalimin zulmü varsa mazlumun da “Âh”ı var. İçimizdeki Allah (c.c.), Peygamber (s.a.s.) ve ehlibeyt sevgisi, nefret, kin ve zulmü yok etmeye kadirdir.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi bütün ümmetin üzerine olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun …

Yoruma kapalı.