Uluslararası Konferans

Helal ve Tayyib ExpoFest

SORULAR SİTESİ

YAYIN SİTESİ

Dergi Sponsorları

          

GİMDES.org eBülteni

* = doldurulması zorunludur

tarafından desteklenmektedir MailChimp!

Hacerü-l Esved ve HELAL LOKMA…


Hepimiz biliriz. Risalet’ten önce Mekke’de bulunan kabileler Kâbe’de yapılan bakım sonrasında Hacerü-l Esvedi yerine koymakta önde olmak istemişlerdir. Her kabile reisi bu mübarek taşı yerine koyma hevesinde ve arzusunda olmuştu.

Tabii hal böyle olunca da kabileler arasında anlaşmazlık çıkmıştı. Her kabile bu taşı yerine koyma hakkını kendisinde görmüştü. Anlaşmazlık gittikçe büyüme temayülü gösterince içlerinden birinin teklifi ile Kâbe’ye ilk giren şahsın bu taşı yerine koyması fikrinde birleşmişlerdi.

İşte Cenab-ı Hakkın tasarrufu ile Kâbe’ye ilk giren, gelecekte peygamberlik vazifesi ile müşerref olacak olan Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselam olmuştur.

Durum kendisine anlatılır ve taşı yerine koyması istenir. Bunun üzerine o yüce ve eşsiz insan gelecekte de İslam âlemine rehber olan, birlik ve beraberliğin timsali olacak ümmet anlayışının temelini oluşturan bir çözümü orada bulunanlara sunar.

Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem yere serdiği cübbesi üzerine koydurduğu bu mübarek taşı tüm kabile reislerine tutturarak taşıtacak ve nihai yerine kendi elleri ile bizzat yerleştirecektir.

Evet, tüm kabile reislerine cübbesinden tutturarak taşıtması ümmet olma fikrini benimsetmiş ve sonrasında taşı bizzat yerine koyarak bu ümmetin reisi olduğunu da ortaya koymuştur.

Bu hareket göstermektedir ki, Müslümanların bir arada olabilmesinin yegâne çaresi Ümmet olabilmek şuurundan geçer. Ümmet olmayı başaramayan topluluklar varoluşlarını ebedileştiremeyeceklerdir. Elbette bu ümmetin başına Rasulullah(a.s.v.) namına bir halifenin varlığı da unutulmamalıdır.

Şimdilerde ümmetin ittifakla bir araya geldiği bir konuyu bulmak neredeyse imkânsız bir hale gelmiştir. İslami cemaatler o mübarek taşı yerine yerleştirmek misali bugün de beklenen vazifeyi kendisi yapmayı arzu etmektedir. Fakat bir başkasına bunu tevdi etmeyi asla kabullenememektedir.

Ümmetin bu ayrılığı nasıl giderilir diye düşünülürken, GİMDES, ümmeti biraraya getirebilecek ve birlik olmayı sağlayabilecek konunun Helal gıda ve helal sertifikalama hizmetininin olabileceğine karar verdi.

Özellikle yakın tarihimizde müdahalemiz ve irademiz dışında teknolojinin de kullanılarak üretildiği yiyeceklerin yapısını, bunlarda kullanılan katkı maddelerini, genetiği değiştirilmiş ürünleri isteğe bağlı olarak incelemekte ve denetimini sağlamaktadır.

Gelecek neslin sağlıklı ve helal yoldan beslenebilmesi gerçekten önemlidir. Bir lokma haramın insan vücudundan kırk gün temizlenmediği rivayeti dikkate alınırsa açık adı “Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği” olan GİMDES’in Müslümanlarca desteklenmesinin önemi açıkça anlaşılmaktadır.

Böylelikle ümmetin bir derdine derman ararken asli birlikteliğine de katkı sağlama hedeflenmiştir. Geçmişte cemaatler arasında birlik ve beraberlik için çaba ararken bu grupların “Helal Gıda” meselesi etrafında bir arada, Hacerü-l Esved’in yerine taşınması gibi meseleyi sahiplenebileceği düşünülmüştür.

GİMDES bu zamanda tüm düşünce farklılıklarının ortak bir sorun olan Helal Gıda konusunda bir araya gelebileceğini keşfetmiş ve büyük bir istek ve şevkle bu meselenin üzerinde durmaya başlamıştır.

Ümmet olma fikrinin bir nevi temelini oluşturan bu olay neden şimdi de birleştirici bir etken olmasın. Hizmet anlayışı ve fikri ne olursa olsun “Helal Gıda” tüm İslam Âleminin ortak problemidir. Elbette üzerinde ayrılık olmadan, “Helal Gıda” bütün cemaat ve grupların tartışmasız destek vereceği bir konudur.

İşte bu düşüncelerle genetiğiyle oynanmış ürünlerden tutun, İslami usullere göre kesilmemiş ve hazırlanmamış ürünlerin olduğu bu zamanda tüm gruplar GİMDES’in etrafında toplanmaya başlamıştır.

Böylece toplumsal huzurun, ahlakın bozulmasının temelini oluşturan haram yemek hususu çözülecek ve aynı zamanda birlikte bir işi başarma örneği ortaya konulacaktır. Böylelikle bir arada çalışılabileceği olgusu herkesin kalbine yerleşecek ve Ümmet olma şuuru benimsenecektir.

Elbette bu desteğin verilebilmesi için öncelikle GİMDES’in “Helal Gıda” konusunda nasıl çalıştığının ve neler yaptığının bilinmesi gerekmektedir. GİMDES, Kuran Ve Sünnet ışığında gıdalarla ilgili iki hususu dikkate alarak onların helal olup olmadığını tespit etmekte. Bunları sertifikalandırmakta ve toplumu helal tüketmeye sevk etmeye çalışmaktadır.

GİMDES bir yiyeceği dikkate sunarken;

1. Bu yiyecek helal kılınmış mı?

2. Bu yiyecek sağlığa uygun mu?

Sorularını dikkate alarak yol almaktadır. Özellikle yakın tarihimizde müdahalemiz ve irademiz dışında teknolojinin de kullanılarak üretildiği yiyeceklerin yapısını, bunlarda kullanılan katkı maddelerini, genetiği değiştirilmiş ürünleri incelemekte ve denetimini sağlamaktadır. Elbette bu gönüllülük esasına göre yapılmakta ve isteğe bağlı olarak sertifika verilmektedir.

Görüldüğü gibi bu yiyecekler isteğe bağlı olarak ilgili kuruluşun başvurusu ile denetlendiğinden İslami kesimin de bu denetime tabi yiyecekleri tercih ederek bu sertifikalandırma sisteminin yaygınlaştırılmasına katkıda bulunması elzemdir.

Gelecek neslin sağlıklı ve helal yoldan beslenebilmesi gerçekten önemlidir. Bir lokma haramın insan vücudundan kırk gün temizlenmediği rivayeti dikkate alınırsa açık adı “Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği” olan GİMDES’in Müslümanlarca desteklenmesinin önemi açıkça anlaşılmaktadır.

Ümmetin yeniden birlikteliğini amaç edinen ve bunu zamanımızın en önemli problemi olan Helal ve sağlıklı gıdalar üzerinden yapmaya çalışan GİMDES önemli bir örnek olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Alıntı: ersanergur.com

Yoruma kapalı.