GİMDES Yayınları

GİMDES Helal ve Tayyib Ürün Risalesi

SORULAR SİTESİ

YAYIN SİTESİ

Tescilli Logolarımız

GİMDES.org eBülteni

* = doldurulması zorunludur

tarafından desteklenmektedir MailChimp!

GİMDES, İZU’NUN “AKREDİTASYON UYGULAMALARI ÇALIŞTAYINDA KONUŞTU

GİMDES, İZU’NUN “AKREDİTASYON UYGULAMALARI ÇALIŞTAYINDA KONUŞTU 

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) bünyesinde çalışmalar yapan Helal Gıda Ar-Ge Mükemmelliyet Merkezi ‘Helal Akreditasyon Uygulamaları’ çalıştayı düzenledi. Çalıştaya üretim, tüketim ve belgelendirme yapan firmalar, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Uzmanlar güzel ve sağlıklı bir yaşama için helal gıda tüketmenin şart olduğunu dile getirdi. Üniversitenin Halkalı Yerleşkesi’nde düzenlenen etkinlikle, bu alandaki sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu. Helal gıdalar ve sertifikasyon, helal tüketimde etik konular, helal belgesi ve laboratuvar çalışmaları, helal gıda yönetmeliği ve Türkiye’de helal gıda algısı gibi konular ele alındı. İlk konuşmayı çalıştayı organize eden İSZU Gıda Bölümü başkanı ve Helal Gıda Ar-Ge Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yetim yaptı.
“HELAL GIDA BELGESİNİN BELLİ STANDARTLARDA OLMASI GEREKİYOR” 

Allah’ın izin verdiği tüketimine müsaade ettiği gıdaların helal olduğunu söyleyen İZÜ Helal Gıda Ar-Ge Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yetim, “Bu gıdalar hem Kur’an-ı Kerim hem de Hadis-i Şerifte belirtiliyor. Son 20 yıl içerisinde bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de helal gıda uygulamalarıyla da ilgili akreditasyon süresine gidildi. Ancak kanundaki boşluklar nedeniyle önüne gelen herhangi bir gıda maddesi için belge vermeye başladı. Biz böyle bir süreç içerisinde rastgele bir uygulamanın önüne geçebilmek amacıyla bu çalıştayı düzenledik. Akreditasyon işleminin kurala bağlanması ve bunun için belli standartlar çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca şu andaki mevcut sorunlar nelerdir? Çözümleri nedir? gibi konuları piyasada helal belgesi veren bütün taraflarla çalıştayda tartışacağız” diye konuştu.

AKREDİTASYON KURUMU BİZİM KÜLTÜRÜMÜZDEKİ KARŞILIĞI İCAZET KURUMU 

İlk oturumda 5.konuşmacı olarak söz alan GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER Konuşmasında ez cümle şunları anlattı;

“İçinizde en mutlu olduğumu düşünüyorum. !986 yılında, türünde ilk olan, belgeye ve gözleme dayalı “GIDA RAPORU –Yediklerimiz İçtiklerimiz Gıdalar Helal mi , Haram mı? kitabımın birinci baskısı yayınlandığı zaman toplumda bir şok etkisi yaptı. O zamana kadar, Türkiye’de üretilen ve market raflarında satılan ürünlerin hepsinin Helal olduğu algısı içerisindeydi. Kısa zamanda 2,3,4 baskıları yapıldı. Halkımızın üzerinde iki çeşit tepki oluştu. Tüketici halkın üzerinde merak ve memnuniyet etkisi gelişirken. Önemli sayfalar çoğaltılır ve elden ele dağıtılırken. Üretici firmaların çoğunluğu çeşitli devlet kurumlarını, siyasileri kullanarak, hatta mahkemelere dava açarak kitabı toplatma yollarına kadar gittiler. 1995 yılında Tarım Bakanlığında Etiket yönetmenliğini değiştirerek tehlikeli katkı maddelerini kamufle etmeye çalıştılar. O kadar ileriye götürdüler ki Etiketinde Helal kelimesini kullanan firmalara “ haksız rekabetten dolayı” devlet para ceza kesiyor, Dışarıdan ithal edilen ürün etiketinde Halal yazıyorsa üzerine stiker yapıştırılırsa izin veriyordu.

Bütün bu engeller, azimli, sabırlı ve dik duruşumuzla bir bir aşıldı. 2005 yılında GİMDES kuruldu. Ona bağlı “GİMDES Helal Ürünler Araştırma Enstitüsü İktisadi İşletmesi” devreye girdi ve artık Türkiye de gerçek manada Helal ve Tayyib Sertifikası veren bir kurum sahibi oldu. Şimdilerde devletlerin helal akreditasyon kurumları kurma istekleri oluşmaya başladı. Halbuki 1999 da birçok ülkede helalle uğraşan sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek WORLD HALAL COUNCİL( Dünya Helal Birliği) adı ile bir sivil toplum kuruluşu statüsünde akreditasyon kurumu kurmuşlar. 2009 yılında da GİMDES’i üye olarak onayladılar. Bu kurum devletler üstü ümmet adına bu kurum mevcut iken, bazı devletler kendi bünyelerinde akreditasyon kurumları oluşturmaya başladılar. Bu çerçevede İngilizceden bozma akreditasyon kurumu hakkında şu bilgiyi vermek istiyorum, Bizim kültürümüzdeki karşılığı İCAZET KURUMU

İcazet: Sözlükte, izin, müsaade, destur, ruhsat, belirli bilgileri öğrendikten sonra verilen ruhsat, belgeye veya vesikaya denir.Bir fıkıh tabiri olarak icâzet, bir kimseden kurumdan herhangi bir işle ilgili olarak, izin ve ruhsata delâlet eden bir fiil ve hareketin meydana gelmesine icâzet denir. İlimde tahsilini bitirenlere verilen şehadetnâme (belge) yerine kullanılan bir tabirdir. Eski medrese usulüne göre, okuduğu dersi veya sanatı bitiren öğrencilere hoca ve üstadları tarafından böyle bir belge verilirdi. Buna “icazetnâme” denir ki, izin kâğıdı anlamına gelir. İcazetnâme almış olana “mücâz”, icazet vermiş olan üstada da, “mûciz” denir. Bütün icazetnamalerin başında; Besmele, Allah’a hamd, Hz. Peygambere Salat ve Selam, Ashabına Dua ve Kelime-i Şehadetten sonra konunun önemi ve ciddiyeti vurgulanır, ilmin, öğretme ve öğrenmenin, irşad ve senedin ehemmiyetine dikkat çekilir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Akreditasyon verecek şahsın veya kurumun icazet vereceği konunun bileni yani üstadı olması gerekir. Hele konu, İslam Ümmetinin olmazsa olmaz imani bir meselesi olan Helal ve Tayyib sertifikalama ise konu tamamen fıkıh konusu demektir. Bu kurum bir sertifikalama kuruluşuna akreditasyon verecekse , yani ona bu konuda icazet verecekse kendisinin, başta, bağımsız olması, bu davanın mü’mini olması gerekir ve o konuda da hem bilgide ve hem tecrübede üstad olmalıdır. Bu temel gereklere dikkat edilmeden yapılacak bir eylem, neticede dağ fare doğurdu durumuna gelir. Faydadan daha zararlı sonuçlara muhatap olunur.

Yoruma kapalı.