Helal Yaşam Rehberi

Helal Yaşam Rehberi

Dergi Sponsorları

          

GİMDES.org eBülteni

* = doldurulması zorunludur

tarafından desteklenmektedir MailChimp!

DİN TAHRİPÇİLERİ GIDALARIMIZLA UĞRAŞMAKTAN VAZGEÇMİYORLAR.

• diri olarak ele geçirilen yırtıcı hayvanlar helaldir.
• yırtıcı hayvanların Hz. Peygamber tarafından Müslümanlara haram kılındığına dair rivayet edilen tüm hadisler, Kuran’a aykırılık arz eden birer “haber-i vâhid” olup zayıftır ve kabul edilmemesi gerekir.
• Resulüllâh’ın da bu ayetlerle muhatap olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda onun evcil eşeği mutlak manada haram kılmasının söz konusu olamayacağı anlaşılmaktadır.
• Yahudi, Hristiyan, Sâbiî, Mecûsi, Budist veya bunların dışında kalan gayrimüslimlerin dinimizce helal olan hayvanları kesmeleri halinde onların kestikleri yenilebilir helaldir.

Günümüzde İslamiyetin en büyük belası, onu dışından ve cepheden helak etmeye yeltenenler değil, içinden ve özünden harap etmeye davrananlardır ve bu davranışlarını bir nevi onarma , düzeltme ve yenileme sloganları ile kamufle ederek yapmaktadırlar.

İslam devleti anlayışını yekpare ayakta tutan Osmanlı İmparatorluğun yıkılması ile paramparça olan İslam topraklarında faaliyetlerini artırdılar. Dinde Reformculuk olarak bilinen bu akım, öyle bir anlayıştadırlar ki, İslam eskimiş, yıpranmış durumdan dolayı zamanla fonksiyonunu yapamaz duruma gelmiştir. Bu durumdan kurtarılması lazım. Bunun için zamana uygun hale getirmek, yenilikler yapmak zorunluydu.

Halbuki İslam bu kâinatın sahibi olan Allah(cc) tarafından kıyamete kadar payidar olacağını bildirdiği bir dindir. Zamanla eskiyecek, yıpranacak ve ayakta durabilmesi için sağından solundan payandalarla ve kalaslarla ayakta durdurulacak bir bina değildir.

Bu zümre aslında İslam düşmanı olan dış güçlerin maharetle ruhlarını zehirlediği ve meccanen onlara hizmet ettirdiği zavallılardır. Aşşağılık kompleksli, batı hayranı olan ve hatta dinini değiştirebilecek tinette insanlar yetiştirmek için her zaman görevdedirler.

İlim sahibi, tahrib edilmemiş İslam ilimleri bilgisine sahib gerçek, İslam alimlerimiz tevazu içinde kenarda durmayı edep olarak kabul ederken, durumdan görev çıkartmayı marifet sayan bu zümre başta Mısırda ve Türkiye dahil birçok islam ülkesinde o ülkenin Fetva makamlarının üzerine oturdular. Üniversitelerde ağababaları mason hocaları tarafından kısa yoldan prof. etiketi sahibi yapıldılar, sağa sola ahkâm kesiyorlar ve yeni yeni çömezler yetiştiriyorlar. Mealciler hareketi, selefilik, dinler arası diyalogçular ve fetö hareketi bunların başlattığı dış kaynaklı sapık din tahripçiliği hareketlerdir. Bu şeytani güçler yüz yıl boyunca maalesef Türkiye Müslümanlarının kafalarını karıştıracak, Kur’an’a ve Sün-net’e dayalı sahih İslâm itikadını zedeleyecek ve Ümmet-i Muhammed’i çıkmaz sokaklara sokup enerjisini boşa harcatacak lüzumsuz, hatta zararlı iddialar, tezler, teklifler ortaya atmışlar ve atmaya devam ediyorlar. Çünki bu hareketin ustaları hayatta, ilk çömezleri hayyatta ve ikinci, üçünçü çömezleri yetiştirilmeye devam ediliyor.

Cumhuriyetin ilk döneminde dinde tahribat yapmak maksadı ile kurulan İlahiyat Fakültesine karşı olarak düşünülen Yüksek İslam Enstitüleri kurucularından ve ilk müderrislerinden, sayılı din ulemalarımızdan biri olan Ahmet DAVUTOĞLU hoca efendi, bu vazifeyi ifa ettiği dönemlerde bu okullara da din tahripçilerinin sızdığını bu maksat için yayınladığı kitapta yana yakıla anlatıyor. Bende 3.baskısı bulunan kitabını bütün düşünen müslüman kardeşlerimin mutlaka okuması gereken bir kitap olarak tavsiye ediyorum.

Bu din tahripçilerinin üzerinde çalışma yaptıkları önemli konulardan biri de yediğimiz, içtiğimiz gıdalarımız, ilaçlarımız ve kozmetiklerimiz. 2005 yılına kadar bu topraklarda atlarını rahatça oynatırken bir anda karşılarına GİMDES çıktı. Artık sapık, uçuk, müslümanları doğru yollarından saptıracak fetvaları rahatça veremez oldular. Şehit kanları ile yoğrulmuş Anadolu topraklarında eski fetvaları ile kurulmuş yılda milyonlarca domuzun yetiştirildiği yüzlerce domuz çiftliği kapanmaya başlamış. Onlarca domuz kesimhanesi kapanmak zorunda kalmış. Onlarca sucuk salam sosis üreten imalathane kapılarına kilit vurmuş. Oteller , lokantalar, cateringler toplu olarak müslümanlara domuz etti yediremez duruma gelmiş, marketler müslüman müşterilerine, gizli saklı sığır eti diye domuz etini kakalamaz duruma gelmiş. Bütün bunlara sebep olan GİMDES yok edilmeyi hak etmişti. Önce sinsi bir şekilde elde ettiği devlet gücünü, hem dünyada hızlı bir gelişim gösteren Helal sertifikalama sistemini tepeden ele geçirmek, hem GİMDES’ten kurtulma hesabı için TSE’de toplanarak çakma helal sertifikalama sistemi oluşturdu. Bu planı akamete uğrarsa B planı olarak büyük bir gıda holdiginin, zaman gazetesi ve samanyolu tvnin üst kadrosunun ve din tahripçileri kitabında ismi deşifre edilmiş fetva makamının kurucu üyelikleri olan, Güvenli Gıda Vakfı diye bir vakıf kurdu. Ancak, Paralel hareket devlet kadrolarından temizlenirken TSE’de de yapılanmaları akim kaldı. Gider ayak kendi kontrollarındaki mahkemelerde TSE adına GİMDES’i yoketmek için davalar açtılar. Fakat, GİMDES’i bitiremediler. Güvenli Gıda vakfı ile birşeyler yapmak istediler ama bu sefer kendileri mahkum oldular ve tarihten silindiler. Önemli kurum, kuruluş ve hareketleri ele geçirme hamleleri büyük ölçüde akamete uğramış duruma geldiler. Ancak kültürel yolda tahribatı devam etme temayülü gözleniyor. Siteleri ile, yeni kitapları ile bu tahribatı devam ettirmek istiyorlar. Bu yayınlarında müslümanların 1400 yıldır koruyarak bugüne getirdilkleri ehli sünnet velcemaat akidesini bozmak maksadı için yayınladıkları “Helal Gıda” isimli kitablarından bahsetmek istiyorum.

Şimdi bunların müslümanların yaşam boyunca tüketmek zorunda oldukları başta gıdaları, kozmetik ürünleri ve sağlık ürünleri olmak üzere ihtiyaç duydukları tüm ürünler için verdikleri fetvaların en önemlilerinden bir paket sunuyorum.

domuz derisi bir giysi içinde ya da ondan yapılmış bir seccade üzerinde namaz kılınabilir.

• domuz kılının deri dikişinde, elbise, badana veya tıraş fırçası vs. yapımında kullanılmasında bir sakınca yoktur.

• jelatin, peynir ve koruyucu maddeler mubah ( helal )’dır .

• domuz dahil, necis olan hayvanların deri, kemik ve bağ dokularının istihale geçirmesiyle oluşan/oluşturulan jelatin temizdir ve yenilmesi de helaldir.

• diri olarak ele geçirilen yırtıcı hayvanlar helaldir.

• yırtıcı hayvanların Hz. Peygamber tarafından Müslümanlara haram kılındığına dair rivayet edilen tüm hadisler, Kuran’a aykırılık arz eden birer “haber-i vâhid” olup zayıftır ve kabul edilmemesi gerekir.

• Resulüllâh’ın da bu ayetlerle muhatap olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda onun evcil eşeği mutlak manada haram kılmasının söz konusu olamayacağı anlaşılmaktadır.

• Yahudi, Hristiyan, Sâbiî, Mecûsi, Budist veya bunların dışında kalan gayrimüslimlerin dinimizce helal olan hayvanları kesmeleri halinde onların kestikleri yenilebilir helaldir.

Ve daha niceleri…100 yıldan beri bıkmadan usanmadan müslümanların beyinlerine şırınga edilen bu sapık görüşler yüzünden 2 milyalık İslam ümmeti, her yıl milyarlarca doları gayrimüslimlere ödediği halde, hastalarına içirmek üzere, bir tane dahi helal şartlarda üretilmiş bir ilaca sahip değildir.

Her yıl milyarlarca doları gayrimüslimlere ödediği halde, insanlarına yedirmek üzere bir tane dahi helal şartlarda üretilmiş katkı maddesine sahip değil. Adeta haramla ,şüphelilerle yaşamak müslümanların kaderi haline getirilmeye çalışılmış. Hayır! hayır! bu zillet Müslümanların kaderi olamaz olmamalı. Üzerimize yıllardır serpilmek istenen bu ölü toprağını üzerimizden bir an evvel atacak hamleyi yapmak zorundayız.

İşte GİMDES bunun için var ve hedefine ulaşıncaya kadar da ayakta kalma mücadelesine devam edecektir bi iznillah…GİMDES Müslümanım diyen herkesi helal ve tayyib yaşam sistemi için seferberliğe davet ediyor.

Yoruma kapalı.